isra suresi 21 ayet okunuşu
Kur’an-ı Kerim’in 17. Suresi olan İsra Suresi, faziletleri bakımından oldukça zengin kabul edilmektedir. 111 ayet-i kerimeden oluşan bu surenin ismi 1. Ayetinde geçen “isra
Sûreninson âyetlerinde Allah için samimi olma ve yalnız O’na yönelme hususu üzerinde önemle durulmuştur. İbn Akīle, İsrâ sûresinin ilk âyetini es-Sırrü’l-esrâ fî maʿnâ sübḥânelleẕî esrâ adıyla tefsir etmiş olup eserin bir nüshası Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’dedir ( Fihristü’l-kütübi’l
İşte İsra Suresi okunuşu ve meali-:-18 Temmuz 2022 19 Her sure ve ayet farklı bir konuya açıklık getirerek insanların doğru yolu bulmasın sağlamıştır. 21.Ünzur keyfe
LEVENZELNA (Haşr 21-24) HÜVALLAHÜLLEZİ ÖNEMİ Haşr Suresi, Medine döneminde nazil olmuştur. 24 âyettir. Sûre, adını ikinci ayette geçen “el-Haşr” kelimesinden almıştır. Haşr, toplamak demektir.
Yasin Suresinin Okunuşu ve Anlamı. 24 Şubat 2022. Yasin suresi “Kur’an’ın kalbi” olarak nitelenmiştir. Ölmek üzere olanlara, kabir ziyaretlerinde veya ölülerin arkasından okunması tavsiye edilen Yasin suresinin. Ayetler ve Sureler. İsra Suresi 1.
Site De Rencontre Payant Pour Femme Et Homme. İsra suresi, Kuran'ı Kerim'in 17. Suresidir. Bu faziletli sure 111 ayetten oluşmuştur. Bu sure ismini, ilk ayette geçen 'gece yürüyüşü' anlamına gelen isra kelimesinden alır. Ali İmran suresinde genel olarak, İsrailoğullarının yaptığı kötülüklerden dolayı başına gelenleri, buna inanmayan Mekkelilere ders vermeyi amaçlamıştır. Herkesin yaptığı işlerden sorumlu olacağından, anne ve babaya iyi davranılması gerekliliğinden, temel dini emirlerden, Allah'ın ayetlerini inkâr edenlerin durumundan bahseder. İsra suresinin 82. Ayeti ise, okuyan kişiyi stresten, depresyondan ve ruhsal hastalıklardan korur. Üzüntüyü ve buna neden olan etkenleri ortadan kaldırır, kişiye ferahlık sağlar. İsra Suresi 82. Ayeti Arapça Okunuşu İsra Suresi 82. Ayeti Türkçe Okunuşu Ve nunezzilu minel kur'âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu'minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâhasâran. İsra Suresi 82. Ayeti Türkçe Anlamı Biz Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki, o müminler için bir şifa, rahmettir; zalimlerin ise sadece ziyanını arttırır. İsra Suresi 82. Ayeti Tefsiri İsra suresi 82. ayetin anlamı kadar, tefsiri de merak edilmektedir. Bu önemli ayetin tefsiri şu şekildedir; Bir önceki âyette geçen hak kavramı Kur'an'ı da kapsar. Çünkü Kur'an'ın getirdiği din hak din, verdiği bilgiler doğru bilgiler, çağırdığı yol doğru yoldur; ahlâk ve yaşayışta da doğruluğa ve dürüstlüğe çağırmakta ve böylece bütün yönleriyle bâtılı ortadan kaldırmaya yöneltmektedir. Bu sebeple de Allah âyette Kur'an'ın getirdiklerini müminler için "şifa ve rahmet" olarak nitelemiştir. Müfessirler genellikle Kur'an'ın şifa ve rahmet oluşunu mânevî anlamda açıklamışlardır. Buna göre Kur'an'da şifa vardır; yani o, iman, amel ve ahlâka ilişkin mânevî hastalıkları iyileştirir, müminleri bunlardan korur; kalplerden cahillik örtüsünü kaldırır, Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kuşkuları ve tereddütleri giderir. Kur'an'da rahmet vardır; yani Kur'an kısaca din ve dünya hayatının doğru, sağlıklı ve güzel olması için gerekli bilgiler içerir; hakkını vererek okuyanlara büyük ecirler kazandırır, Allah'ın mağfiretine ve hoşnutluğuna lâyık kılar; Kur'an müminler için güçlükleri kolaylığa çevirir, kusurları giderir, günahları siler bk. Kurtubî, X, 322; Şevkânî, III, 286. Kur'an'ın şifa oluşu, öncelikle bu mânevî anlamdadır; ancak tıbbî tedavi ile birlikte veya tıbben tedavi imkânının kalmadığı durumlarda Kur'an'ın bedenî ve psikolojik hastalıklar konusunda şifa verici tesirinin olabileceği yolunda yorumlar da yapılmaktadır meselâ bk. Kurtubî, X, 322-327; Elmalılı, V, 3195. Âyette Kur'an'ın "zalimlerin de sadece ziyanını arttıracağı" ifade edilmektedir. Buradaki zalimlerden maksat, kör bir inat ve şuursuzlukla İslâm ve onun içerdiği hakikatleri reddederek bunun yerine başta şirk olmak üzere yalan ve düzmecelerden ibaret olan bâtıl inançları koyanlar, bunlara inanan putperestler ve benzerleridir. Bunlar için Kur'an'ın şifa ve rahmet kaynağı olması şöyle dursun, onlar Kur'an'ın beyanlarına rağmen sapkın inanç ve davranışlarında direnmeleri sebebiyle mânevî yönden kendi zararlarını daha da çoğaltırlar.
❬ Önceki Sonraki ❭ ٱنظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ وَلَلْءَاخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَٰتٍ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلًا Elmalılı Hamdi Yazır Bak! Onların bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür. Meallere göre İsrâ Suresi 21. Ayet Tüm Mealler İsrâ 21 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal İsrâ 21 Diyanet İşleri Başkanlığı İsrâ 21 Elmalılı Hamdi Yazır İsrâ 21 Ali Fikri Yavuz İsrâ 21 Diyanet Vakfi İsrâ 21 Elmalılı Hamdi Yazır Sade İsrâ 21 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 İsrâ 21 Fizilal-il Kuran İsrâ 21 Hasan Basri Çantay İsrâ 21 İbni Kesir İsrâ 21 Ömer Nasuhi Bilmen İsrâ 21 Tefhim-ul Kuran İsrâ 21 Kuran Yolu İsrâ 21
KuranİSRÂ Suresi21. Ayetiانظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ وَلَلآخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَاتٍ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلاًunzurbakkeyfenasılfaddalnâüstün kıldıkba'da-humonların bir kısmınıalâ ba'dınbir kısmınave le el âhıretuve muhakkak ahiretekberuen büyük, daha büyükderecâtinderecelerve ekberuve en büyüktafdîlenüstünlük bakımından, fazl bakımından Abdulbaki GölpınarlıBak da gör, onların bir kısmını nasıl bir kısmından üstün ettik; elbette âhiretteki yücelik, dereceler bakımından da daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha ParlıyanBaksana, biz insanların kimini, kiminden nasıl üstün kılmışızdır. Elbette ki, ahiretteki yücelik, dereceler bakımından da daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha UğurBaksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha HulusiBak, nasıl onların kimini kimine üstün kıldık! Elbette sonsuz gelecek boyutu, yaşam mertebeleri itibarıyla da en büyüktür, kişisel hissedişler itibarıyla da en TekinLütufta bulunarak, onların bir kısmını rızıkta, servette, güç ve kuvvette, sıhhatte, makam ve mevkide sıradan bir aklın kavrayamayacağı hikmetlere dayalı olarak diğerlerine nasıl üstün kıldığımızı düşün ve araştır. Andolsun ki âhiret daha büyük rütbeler ve makamlarla doludur, daha yüce ve daha çok üstünlükleri Varol Bak, nasıl bazılarını bazılarından üstün kıldık. Elbette ahiret dereceler yönünden de daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha BulaçOnlardan kimini kimine nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Muhakkak ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha Fikri YavuzBak, bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık rızk ve mevkilerini değişik yaptık. Elbette âhiret, derece farkları yönünden daha büyüktür, faziletçe de daha BayraklıBaksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışız! Elbette ki âhiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha SadakOnlari birbirlerinden nasil ustun kildigimiza bir bak! Dogrusu ahirette daha buyuk dereceler ve daha buyuk ustunlukler YıldırımBak, onların kimini kiminden nasıl üstün kıldık ve şanıma and olsun ki, Âhiret, dereceler bakımından da daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha KülünkoğluBak, onların kimini kimine rızık ve makam bakımından nasıl üstün kıldık. Muhakkak ahiret, ulaşılacak dereceler bakımından daha büyüktür, elde edilecek faziletler bakımından da daha İşleri eskiOnları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler VakfiBaksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha Yükselİnsanları birbirinden nasıl üstün kıldığımıza dikkat et. Ahiretin dereceleri ve üstünlükleri daha büyüktürElmalılı Hamdi YazırBak bir kısmını diğerine nasıl tafdıl etmişiz ve elbette Âhıret derecatca da daha büyük, tafdılce de daha büyüktürElmalılı sadeleştirilmişBak! Bir kısmını diğerine nasıl üstün kılmışız; elbette ahiret hem dereceler bakımından, hem de üstünlük bakımından daha sadeleştirilmiş - 2Bak! Onların bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha KuranBir baksana, insanları dünyada nasıl birbirinden üstün kıldık. Oysa ahiretin dereceleri daha büyük olduğu gibi, aralarındaki üstünlük farkları daha geniş OnanOnlardan kimini kimine nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Muhakkak ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha Basri ÇantayBaksan a, biz onların kimini kiminden nasıl üstün kıldık. Elbette âhiret, dereceler farkları i'tibariyle de daha büyükdür, üstün kılmak bakımından da daha büyükdür. Hayrat Neşriyat Bak, rızıkta ve makamda onların bazısını bazısından nasıl üstün kıldık! Elbette âhiret, hem dereceler i'tibâriyle daha büyük, hem de üstünlük i'tibâriyle daha KesirBak, nasıl onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Elbetteki ahiret; dereceler bakımından da büyüktür, üstünlük bakımından ÇelikOnlardan bir kısmını bir kısmına nasıl da üstün tuttuğumuzu gör! Muhakkak ahiret dereceler bakımından da daha yüce ve üstünlük bakımından da daha EsedOnların bazılarına yeryüzünde diğerlerine göre nasıl cömert davrandığımıza bir bak fakat unutma ki, ahiret, paye olarak daha yüksek, erdem ve manevi zenginlik bakımından daha Nasuhi BilmenBak! Onların bazısını bazısı üzerine nasıl üstün kılmışızdır. Ve elbetteki ki, ahiret, dereceler itibariyle daha büyüktür ve üstünlük itibariyle de daha ÖngütBak! Biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır. Elbette ki ahiret, dereceler ve üstünlük farkları bakımından daha PirişOnları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Ahiretin üstünlük ve fazileti ise daha YıldırımBak nasıl dünyada onların kimini kimine üstün kıldık!Elbette âhirette erişilecek daha büyük mertebeler, kazanılacak daha yüksek faziletler AteşBak, rızık bakımından nasıl onların kimini kiminden üstün yaptık. Elbette âhiret, dereceler bakımından da daha büyük, üstünlük bakımından da daha KuranOnlardan bir kısmını bir kısmına nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Muhakkak ahiret dereceler bakımından da daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha ŞimşekOnları birbirine nasıl üstün kıldığımıza bir bak. Âhiretin ise mertebeleri de, üstünlükleri de daha Nuri ÖztürkBak nasıl, kimini kimine üstün kıldık! Ama âhiret, dereceler bakımından elbette daha büyük, lütuflandırma bakımından daha yücedir. En çok arananlar kelimelerEn çok okunan hakkında33 farklı kuran mealini aynı anda okumanızı ve kıyaslamanızı sağlar, Kuran ayetlerinin Arapçasını okunaklı şekilde sunar. Arapça okunuşlarını Türkçe seslendirme karşılığıyla birlikte görebilmenize yarar. Hepsinden önemlisi, Çok uzun çalışmalar sonucu özel olarak geliştirilmiş arama motoru ile; Tüm kuran meallerini ve arapça karşılıklarını doğru ve hızlı şekilde aramanızı sağlar.
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ 1- Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah sübhandır münezzehtir-yücedir. O Semi'dir herşeyi işitendir, Basir'dir hakkıyle görendir. 17-İsrâ 1 سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah sübhandır münezzehtir-yücedir. O Semi'dir herşeyi işitendir, Basir'dir hakkıyle görendir. -1 2- Biz Musa'ya Kitab verdik ve "Ben'den başkasını Vekil edinmeyin" diyerek onu İsrailoğulları için hidayete rehber-kılavuz kıldık. 17-İsrâ 2 وَاٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ اَلَّا تَتَّخِذُوا مِنْ دُون۪ي وَك۪يلاًۜ Biz Musa'ya Kitab verdik ve "Ben'den başkasını Vekil edinmeyin" diyerek onu İsrailoğulları için hidayete rehber-kılavuz kıldık. -2 3- Ey Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın nesli-kuşağı. O sabırlı elçimiz, çok şükreden bir kuldu. 17-İsrâ 3 ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۜ اِنَّهُ كَانَ عَبْداً شَكُوراً Ey Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın nesli-kuşağı. O sabırlı elçimiz, çok şükreden bir kuldu. -3 4- Biz Kitap'ta İsrailoğullarına "Sizler yeryüzünde iki defa fesat bozgunculuk çıkaracaksınız ve azgın bir kibirle kabarıp-yükseleceksiniz" diye bildirdik. 17-İsrâ 4 وَقَضَيْنَٓا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْاَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْـلُنَّ عُـلُواًّ كَب۪يراً Biz Kitap'ta İsrailoğullarına "Sizler yeryüzünde iki defa fesat bozgunculuk çıkaracaksınız ve azgın bir kibirle kabarıp-yükseleceksiniz" diye bildirdik. -4 5- O ikiden ilkinin vadesi geldiği zaman oldukça zorlu-güçlü kullarımızı üzerinize salıp-gönderdik de sizi memleketin her köşesinde evlerin aralarına kadar arayıp-araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi. 17-İsrâ 5 فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ اُو۫لٰيهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَاداً لَنَٓا اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ فَجَاسُوا خِلَالَ الدِّيَارِۜ وَكَانَ وَعْداً مَفْعُولاً O ikiden ilkinin vadesi geldiği zaman oldukça zorlu-güçlü kullarımızı üzerinize salıp-gönderdik de sizi memleketin her köşesinde evlerin aralarına kadar arayıp-araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi. -5 6- Sonra onlara karşı size tekrar 'üstünlük ve devlet' verdik, size mallar ve çocuklarla yardım ederek cemiyetinizi topluluğunuzu, sayıca çoğalttık. 17-İsrâ 6 ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَاَمْدَدْنَاكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَن۪ينَ وَجَعَلْنَاكُمْ اَكْثَرَ نَف۪يراً Sonra onlara karşı size tekrar 'üstünlük ve devlet' verdik, size mallar ve çocuklarla yardım ederek cemiyetinizi topluluğunuzu, sayıca çoğalttık. -6 7- Eğer ihsan iyilik ederseniz kendi nefsinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da kendinizedir. Sonunda diğerinin vadesi geldiği zaman üzerinize gönderdiklerimiz yüzlerinizi karartıp-kötüleştirsinler, birincisinde ona girdikleri gibi mescide girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler. 17-İsrâ 7 اِنْ اَحْسَنْتُمْ اَحْسَنْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ وَاِنْ اَسَأْتُمْ فَلَهَاۜ فَاِذَا جَٓاءَ وَعْدُ الْاٰخِرَةِ لِيَسُٓؤُ۫ا وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا الْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ اَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا مَا عَلَوْا تَتْب۪يراً Eğer ihsan iyilik ederseniz kendi nefsinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz o da kendinizedir. Sonunda diğerinin vadesi geldiği zaman üzerinize gönderdiklerimiz yüzlerinizi karartıp-kötüleştirsinler, birincisinde ona girdikleri gibi mescide girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler. -7 8- Tevbe ederseniz umulur ki Rabbiniz size merhamet eder fakat fesada dönerseniz, Biz de sizi cezalandırmaya döneriz. Biz cehennemi kafirler için bir zindan kıldık. 17-İsrâ 8 عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يَرْحَمَكُمْۚ وَاِنْ عُدْتُمْ عُدْنَاۢ وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَافِر۪ينَ حَص۪يراً Tevbe ederseniz umulur ki Rabbiniz size merhamet eder fakat fesada dönerseniz, Biz de sizi cezalandırmaya döneriz. Biz cehennemi kafirler için bir zindan kıldık. -8 9- Şüphe yok ki bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere onlar için gerçekten büyük bir ecir-mükafat olduğunu müjdeler. 17-İsrâ 9 اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْد۪ي لِلَّت۪ي هِيَ اَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْراً كَب۪يراًۙ Şüphe yok ki bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere onlar için gerçekten büyük bir ecir-mükafat olduğunu müjdeler. -9 10- Ahirete inanmayanlara da elim-acıklı bir azab hazırlamışızdır. 17-İsrâ 10 وَاَنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَاباً اَل۪يماً۟ Ahirete inanmayanlara da elim-acıklı bir azab hazırlamışızdır. -10 11- İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de kötülüğe de dua etmektedir. İnsan pek acelecidir. 17-İsrâ 11 وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولاً İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de kötülüğe de dua etmektedir. İnsan pek acelecidir. -11 12- Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için gecenin ayetini silip, gündüzün ayetini aydınlık kıldık. Biz size gerekli her şeyi ayrıntılı biçimde açıkladık. 17-İsrâ 12 وَجَعَلْنَا الَّيْلَ وَالنَّهَارَ اٰيَتَيْنِ فَمَحَوْنَٓا اٰيَةَ الَّيْلِ وَجَعَلْـنَٓا اٰيَةَ النَّهَارِ مُبْصِرَةً لِتَبْتَغُوا فَضْلاً مِنْ رَبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ وَكُلَّ شَيْءٍ فَصَّلْنَاهُ تَفْص۪يلاً Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için gecenin ayetini silip, gündüzün ayetini aydınlık kıldık. Biz size gerekli her şeyi ayrıntılı biçimde açıkladık. -12 13- Biz, her insanın kuşunu amelini ve nasibini kendi boynuna doladık. Kıyamet gününde onun için açılmış bulacağı bir kitabı önüne çıkarırız. 17-İsrâ 13 وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ ف۪ي عُنُقِه۪ۜ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَاباً يَلْقٰيهُ مَنْشُوراً Biz, her insanın kuşunu amelini ve nasibini kendi boynuna doladık. Kıyamet gününde onun için açılmış bulacağı bir kitabı önüne çıkarırız. -13 14- Kendi kitabını oku. Bugün hesap görücü olarak nefsin sana yeter. 17-İsrâ 14 اِقْرَأْ كِتَابَكَۜ كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يباًۜ Kendi kitabını oku. Bugün hesap görücü olarak nefsin sana yeter. -14 15- Kim hidayete doğru yola ererse, kendi nefsi için hidayete erer. Kim de doğruluktan saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz bir resul uyarıp-korkutucu elçi gönderinceye kadar hiçbir topluma azab edecek değiliz. 17-İsrâ 15 مَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَمَا كُنَّا مُعَذِّب۪ينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولاً Kim hidayete doğru yola ererse, kendi nefsi için hidayete erer. Kim de doğruluktan saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz bir resul uyarıp-korkutucu elçi gönderinceye kadar hiçbir topluma azab edecek değiliz. -15 16- Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' hak ve adaleti emrederiz buna rağmen onlar onda emirlerimizde ve o ülkede fasıklık yaparlar. Böylece onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz. 17-İsrâ 16 وَاِذَٓا اَرَدْنَٓا اَنْ نُهْلِكَ قَرْيَةً اَمَرْنَا مُتْرَف۪يهَا فَفَسَقُوا ف۪يهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا الْقَوْلُ فَدَمَّرْنَاهَا تَدْم۪يراً Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' hak ve adaleti emrederiz buna rağmen onlar onda emirlerimizde ve o ülkede fasıklık yaparlar. Böylece onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz. -16 17- Biz Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarına, Habir haber alıcı ve Basir görücü olarak Rabbin yeter. 17-İsrâ 17 وَكَمْ اَهْلَكْنَا مِنَ الْقُرُونِ مِنْ بَعْدِ نُوحٍۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يراً بَص۪يراً Biz Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarına, Habir haber alıcı ve Basir görücü olarak Rabbin yeter. -17 18- Kim çarçabuk gelip-geçeni dünyayı isterse, müstehak görüp dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada çarçabuk veririz. Sonra da ona cehennemi yurt kılarız, kınanmış ve rahmetten kovulmuş olarak oraya girer. 17-İsrâ 18 مَنْ كَانَ يُر۪يدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ ف۪يهَا مَا نَشَٓاءُ لِمَنْ نُر۪يدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَۚ يَصْلٰيهَا مَذْمُوماً مَدْحُوراً Kim çarçabuk gelip-geçeni dünyayı isterse, müstehak görüp dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada çarçabuk veririz. Sonra da ona cehennemi yurt kılarız, kınanmış ve rahmetten kovulmuş olarak oraya girer. -18 19- Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak kendine yaraşır çaba göstererek ona ahirete çalışırsa, işte böylelerinin çabası Allah katında makbul ve meşkurdur şükre-teşekküre değerdir. 17-İsrâ 19 وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُوراً Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak kendine yaraşır çaba göstererek ona ahirete çalışırsa, işte böylelerinin çabası Allah katında makbul ve meşkurdur şükre-teşekküre değerdir. -19 20- Dünyayı veya ahireti isteyenlerin hepsine, onlara da bunlara da Rabbinin dünyadaki ihsanından veririz. Rabbinin dünyevi ihsanı, sadece ahireti de istese hiç kimseye kısıtlanmış-engellenmiş değildir. 17-İsrâ 20 كُلاًّ نُمِدُّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ وَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ مِنْ عَطَٓاءِ رَبِّكَۜ وَمَا كَانَ عَطَٓاءُ رَبِّكَ مَحْظُوراً Dünyayı veya ahireti isteyenlerin hepsine, onlara da bunlara da Rabbinin dünyadaki ihsanından veririz. Rabbinin dünyevi ihsanı, sadece ahireti de istese hiç kimseye kısıtlanmış-engellenmiş değildir. -20 21- Onlardan bir kısmını, bir kısmına ahireti isteyenlere dünyayı da vererek nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Elbetteki ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyüktür. 17-İsrâ 21 اُنْظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ وَلَلْاٰخِرَةُ اَكْبَرُ دَرَجَاتٍ وَاَكْبَرُ تَفْض۪يلاً Onlardan bir kısmını, bir kısmına ahireti isteyenlere dünyayı da vererek nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Elbetteki ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyüktür. -21 22- Allah ile beraber başka ilah edinme yoksa kınanmış ve kendi başına yalnız ve yardımcısız bırakılmış olursun. 17-İsrâ 22 لَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُوماً مَخْذُولاً۟ Allah ile beraber başka ilah edinme yoksa kınanmış ve kendi başına yalnız ve yardımcısız bırakılmış olursun. -22 23- Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmanızı emretti. Ey mü'min şayet onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara hiçbir durumda "Öf" bile deme ve onları azarlama, onlara güzel söz söyle. 17-İsrâ 23 وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُٓوا اِلَّٓا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَاناًۜ اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَٓا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلاً كَر۪يماً Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmanızı emretti. Ey mü'min şayet onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara hiçbir durumda "Öf" bile deme ve onları azarlama, onlara güzel söz söyle. -23 24- Onları esirgeyip-merhamet ederek üzerlerine alçakgönüllülük tevazu kanadını ger ve de ki "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl esirgeyip-merhamet ederek bakıp-terbiye ettilerse, Sen de onları esirgeyip-merhamet et." 17-İsrâ 24 وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يراًۜ Onları esirgeyip-merhamet ederek üzerlerine alçakgönüllülük tevazu kanadını ger ve de ki "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl esirgeyip-merhamet ederek bakıp-terbiye ettilerse, Sen de onları esirgeyip-merhamet et." -24 25- Rabbiniz, sizin içinizdekileri çok iyi bilir. Eğer siz salih olursanız, şüphesiz O da Kendisine yönelip-dönenler için Gafur'dur çok bağışlayandır. 17-İsrâ 25 رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ي نُفُوسِكُمْۜ اِنْ تَكُونُوا صَالِح۪ينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْاَوَّاب۪ينَ غَفُوراً Rabbiniz, sizin içinizdekileri çok iyi bilir. Eğer siz salih olursanız, şüphesiz O da Kendisine yönelip-dönenler için Gafur'dur çok bağışlayandır. -25 26- Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat israf ederek saçıp-savurma. 17-İsrâ 26 وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذ۪يراً Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat israf ederek saçıp-savurma. -26 27- Çünkü Rabbinin nimetini hükme göre kullanmayıp saçıp-savuranlar, bu konuda şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. 17-İsrâ 27 اِنَّ الْمُبَذِّر۪ينَ كَانُٓوا اِخْوَانَ الشَّيَاط۪ينِۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّه۪ كَفُوراً Çünkü Rabbinin nimetini hükme göre kullanmayıp saçıp-savuranlar, bu konuda şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. -27 28- Eğer Rabbinden umup-beklediğin bir rahmet için israftan kaçınıyor, onlara aşırı istekleriyle seni israfa sürükleyenlere yüzçevirmek zorunda kalıyorsan, bu durumda onlara yumuşak söz söyle. 17-İsrâ 28 وَاِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَٓاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلاً مَيْسُوراً Eğer Rabbinden umup-beklediğin bir rahmet için israftan kaçınıyor, onlara aşırı istekleriyle seni israfa sürükleyenlere yüzçevirmek zorunda kalıyorsan, bu durumda onlara yumuşak söz söyle. -28 29- Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Yoksa kınanır ve israf ettiklerinin hasreti-pişmanlığı içinde kalırsın. 17-İsrâ 29 وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُوماً مَحْسُوراً Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Yoksa kınanır ve israf ettiklerinin hasreti-pişmanlığı içinde kalırsın. -29 30- Rabbin dilediğine rızkı bol verip-genişletir, dilediğine de kısar. Gerçekten O Habir'dir her şeyden haberdar olandır, Basir'dir hakkıyle görendir. 17-İsrâ 30 اِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه۪ خَب۪يراً بَص۪يراً۟ Rabbin dilediğine rızkı bol verip-genişletir, dilediğine de kısar. Gerçekten O Habir'dir her şeyden haberdar olandır, Basir'dir hakkıyle görendir. -30 31- Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Onlara da, sizlere de Biz rızık veririz. Onları öldürmek büyük bir suçtur-günahtır. 17-İsrâ 31 وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِيَّاكُمْۜ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـٔاً كَب۪يراً Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Onlara da, sizlere de Biz rızık veririz. Onları öldürmek büyük bir suçtur-günahtır. -31 32- Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o 'çirkin bir hayasızlık', kendisi ve akibeti kötü bir yoldur. 17-İsrâ 32 وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰٓى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةًۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلاً Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o 'çirkin bir hayasızlık', kendisi ve akibeti kötü bir yoldur. -32 33- Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim mazlum olarak zulmen öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir. Artık o da öldürmede aşırı gitmesin. Zaten ona kısas yetkisiyle yardım edilmiştir. 17-İsrâ 33 وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُوماً فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّه۪ سُلْطَاناً فَلَا يُسْرِفْ فِي الْقَتْلِۜ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُوراً Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim mazlum olarak zulmen öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir. Artık o da öldürmede aşırı gitmesin. Zaten ona kısas yetkisiyle yardım edilmiştir. -33 34- Rüşdüne erginlik çağına erişinceye kadar -en güzel bir tarzda olmadıkça- yetimin malına yaklaşmayın. Ahdi verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü ahid bir sorumluluktur. 17-İsrâ 34 وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَت۪يمِ اِلَّا بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُۖ وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِۚ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُ۫لاً Rüşdüne erginlik çağına erişinceye kadar -en güzel bir tarzda olmadıkça- yetimin malına yaklaşmayın. Ahdi verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü ahid bir sorumluluktur. -34 35- Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla tartın. Bu daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir. 17-İsrâ 35 وَاَوْفُوا الْكَيْلَ اِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَق۪يمِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَأْو۪يلاً Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla tartın. Bu daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir. -35 36- Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. 17-İsrâ 36 وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لاً Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. -36 37- Yeryüzünde kibirli bir azametle böbürlenerek yürüme. Çünkü sen derinlik olarak ne yeri yarabilirsin, ne de boyca yükseklik olarak dağlara erişebilirsin. 17-İsrâ 37 وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحاًۚ اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولاً Yeryüzünde kibirli bir azametle böbürlenerek yürüme. Çünkü sen derinlik olarak ne yeri yarabilirsin, ne de boyca yükseklik olarak dağlara erişebilirsin. -37 38- Kötü olan bütün bunlar, Rabbın katında sevilmeyen şeylerdir. 17-İsrâ 38 كُلُّ ذٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهاً Kötü olan bütün bunlar, Rabbın katında sevilmeyen şeylerdir. -38 39- İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Rabbin ile beraber başka ilah edinme yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. 17-İsrâ 39 ذٰلِكَ مِمَّٓا اَوْحٰٓى اِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ الْحِكْمَةِۜ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَتُلْقٰى ف۪ي جَهَنَّمَ مَلُوماً مَدْحُوراً İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Rabbin ile beraber başka ilah edinme yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. -39 40- Ey müşrikler Rabbiniz size erkekleri seçti de, Kendine meleklerden dişiler mi edindi? Gerçekten siz büyük bir söz söylemektesiniz. 17-İsrâ 40 اَفَاَصْفٰيكُمْ رَبُّكُمْ بِالْبَن۪ينَ وَاتَّخَذَ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ اِنَاثاًۜ اِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلاً عَظ۪يماً۟ Ey müşrikler Rabbiniz size erkekleri seçti de, Kendine meleklerden dişiler mi edindi? Gerçekten siz büyük bir söz söylemektesiniz. -40 41- Andolsun ki Biz bu Kur'an'da hatırlayıp-öğüt alsınlar diye çeşitli açıklamalar yaptık. Fakat bu onların 'nefretle uzaklaşmalarından' başka bir şeyi arttırmıyor. 17-İsrâ 41 وَلَقَدْ صَرَّفْنَا ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ لِيَذَّكَّرُواۜ وَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا نُفُوراً Andolsun ki Biz bu Kur'an'da hatırlayıp-öğüt alsınlar diye çeşitli açıklamalar yaptık. Fakat bu onların 'nefretle uzaklaşmalarından' başka bir şeyi arttırmıyor. -41 42- De ki "Eğer söyledikleri gibi O'nunla beraber başka ilahlar olsaydı, onlar arşın Sahibine mutlaka bir yol ararlardı." 17-İsrâ 42 قُلْ لَوْ كَانَ مَعَهُٓ اٰلِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ اِذاً لَابْتَغَوْا اِلٰى ذِي الْعَرْشِ سَب۪يلاً De ki "Eğer söyledikleri gibi O'nunla beraber başka ilahlar olsaydı, onlar arşın Sahibine mutlaka bir yol ararlardı." -42 43- O, onların dediklerinden tamamiyle münezzehtir, büyük ve 'çok ulu bir yükseklikle yücedir'. 17-İsrâ 43 سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُواًّ كَب۪يراً O, onların dediklerinden tamamiyle münezzehtir, büyük ve 'çok ulu bir yükseklikle yücedir'. -43 44- Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih etmektedir. O'nu hamd ile şükür dolu övgüyle tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O Halim'dir rahmetiyle yumuşak davranandır, Gafur'dur çok bağışlayandır. 17-İsrâ 44 تُسَبِّحُ لَهُ السَّمٰوَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ وَلٰكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْب۪يحَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حَل۪يماً غَفُوراً Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih etmektedir. O'nu hamd ile şükür dolu övgüyle tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. O Halim'dir rahmetiyle yumuşak davranandır, Gafur'dur çok bağışlayandır. -44 45- Kur'an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasına gizli-görünmez bir perde çekeriz. 17-İsrâ 45 وَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ حِجَاباً مَسْتُوراًۙ Kur'an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasına gizli-görünmez bir perde çekeriz. -45 46- Ve küfrettikleri için onların kalpleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen örtüler kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Sen Kur'an'da Rabbini Bir ve tek ilah olarak zikrettiğin andığın zaman onlar nefretle ve ortaklarının gazabından ürkerek arkalarına dönüp kaçarlar. 17-İsrâ 46 وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْراًۜ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُوراً Ve küfrettikleri için onların kalpleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen örtüler kabuklar, kulaklarına da ağırlık koyarız. Sen Kur'an'da Rabbini Bir ve tek ilah olarak zikrettiğin andığın zaman onlar nefretle ve ortaklarının gazabından ürkerek arkalarına dönüp kaçarlar. -46 47- Biz onların seni dinlediklerinde ne maksatla-neyi dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz. 17-İsrâ 47 نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِه۪ٓ اِذْ يَسْتَمِعُونَ اِلَيْكَ وَاِذْ هُمْ نَجْوٰٓى اِذْ يَقُولُ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً Biz onların seni dinlediklerinde ne maksatla-neyi dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz. -47 48- Senin için suizanla nasıl emsaller verdiklerine bir bak. Bu yüzden dalalete sapıklığa düştüler. Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez. 17-İsrâ 48 اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلاً Senin için suizanla nasıl emsaller verdiklerine bir bak. Bu yüzden dalalete sapıklığa düştüler. Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez. -48 49- Dediler ki "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" 17-İsrâ 49 وَقَالُٓوا ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً وَرُفَاتاً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقاً جَد۪يداً Dediler ki "Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?" -49 50- De ki "İster taş olun, ister demir" 17-İsrâ 50 قُلْ كُونُوا حِجَارَةً اَوْ حَد۪يداًۙ De ki "İster taş olun, ister demir" -50 51- "Ya da göğüslerinizde zanni hayallerinizde büyüyen bir yaratık olun, elbet diriltileceksiniz." Diyecekler ki "Bizi kim yeniden diriltecek?" De ki "Sizi ilk defa yaratan diriltecek." Onlar yine alaycı bir şekilde sana başlarını sallayacaklar ve "Ne zamanmış o?" diyeceklerdir. De ki "Yakın olsa gerek." 17-İsrâ 51 اَوْ خَلْقاً مِمَّا يَكْبُرُ ف۪ي صُدُورِكُمْۚ فَسَيَقُولُونَ مَنْ يُع۪يدُنَاۜ قُلِ الَّذ۪ي فَطَرَكُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۚ فَسَيُنْغِضُونَ اِلَيْكَ رُؤُ۫سَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتٰى هُوَۜ قُلْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَر۪يباً "Ya da göğüslerinizde zanni hayallerinizde büyüyen bir yaratık olun, elbet diriltileceksiniz." Diyecekler ki "Bizi kim yeniden diriltecek?" De ki "Sizi ilk defa yaratan diriltecek." Onlar yine alaycı bir şekilde sana başlarını sallayacaklar ve "Ne zamanmış o?" diyeceklerdir. De ki "Yakın olsa gerek." -51 52- Çünkü sizi çağıracağı gün, O'na hamdederek icabet edecek ve dünyada pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız. 17-İsrâ 52 يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَج۪يبُونَ بِحَمْدِه۪ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً۟ Çünkü sizi çağıracağı gün, O'na hamdederek icabet edecek ve dünyada pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız. -52 53- Kullarıma söyle, birbirlerine sözün en güzel olanını-en güzel tarzda söylesinler. Çünkü şeytan sözden veya üsluptan hareketle aralarını açıp-bozar. Şeytan, insanın apaçık bir düşmanıdır. 17-İsrâ 53 وَقُلْ لِعِبَاد۪ي يَقُولُوا الَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُواًّ مُب۪يناً Kullarıma söyle, birbirlerine sözün en güzel olanını-en güzel tarzda söylesinler. Çünkü şeytan sözden veya üsluptan hareketle aralarını açıp-bozar. Şeytan, insanın apaçık bir düşmanıdır. -53 54- Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Günah işlediğinizde dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azablandırır. Biz seni onların üzerine onlardan sorumlu bir vekil olarak göndermedik. 17-İsrâ 54 رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِكُمْۜ اِنْ يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ اَوْ اِنْ يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْۜ وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ وَك۪يلاً Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Günah işlediğinizde dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azablandırır. Biz seni onların üzerine onlardan sorumlu bir vekil olarak göndermedik. -54 55- Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Andolsun ki Biz peygamberlerin bir kısmını, bir kısmına derecelerle üstün kıldık ve Davud'a da Zebur'u verdik. 17-İsrâ 55 وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِمَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ النَّبِيّ۪نَ عَلٰى بَعْضٍ وَاٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ زَبُوراً Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Andolsun ki Biz peygamberlerin bir kısmını, bir kısmına derecelerle üstün kıldık ve Davud'a da Zebur'u verdik. -55 56- De ki "O'nun dışında ilah olarak öne sürdüklerinizi çağırın. Onlar sizden ne zararı-sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler. 17-İsrâ 56 قُلِ ادْعُوا الَّذ۪ينَ زَعَمْتُمْ مِنْ دُونِه۪ فَلَا يَمْلِكُونَ كَشْفَ الضُّرِّ عَنْكُمْ وَلَا تَحْو۪يلاً De ki "O'nun dışında ilah olarak öne sürdüklerinizi çağırın. Onlar sizden ne zararı-sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler. -56 57- Onların yalvardıkları Allah'a en yakın salih kullarımız da Rablerine daha yakın olmak için hak vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkup sakınılması gereken bir azaptır. 17-İsrâ 57 اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ اِلٰى رَبِّهِمُ الْوَس۪يلَةَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۜ اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُوراً Onların yalvardıkları Allah'a en yakın salih kullarımız da Rablerine daha yakın olmak için hak vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkup sakınılması gereken bir azaptır. -57 58- Hiçbir ülke yoktur ki kıyamet gününden önce Biz onu helak etmeyelim yahut şiddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu o Kitap'ta Levh-i Mahfuzda yazılıdır. 17-İsrâ 58 وَاِنْ مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا نَحْنُ مُهْلِكُوهَا قَبْلَ يَوْمِ الْقِيٰمَةِ اَوْ مُعَذِّبُوهَا عَذَاباً شَد۪يداًۜ كَانَ ذٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُوراً Hiçbir ülke yoktur ki kıyamet gününden önce Biz onu helak etmeyelim yahut şiddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu o Kitap'ta Levh-i Mahfuzda yazılıdır. -58 59- Bizi ayetler mucizeler göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud'a dişi deveyi görünür-apaçık bir mucize olarak gönderdik fakat onlar bununla boğazladıkları bu dişi deveyle zulmetmiş oldular. Oysa Biz ayetleri mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz. 17-İsrâ 59 وَمَا مَنَعَنَٓا اَنْ نُرْسِلَ بِالْاٰيَاتِ اِلَّٓا اَنْ كَذَّبَ بِهَا الْاَوَّلُونَۜ وَاٰتَيْنَا ثَمُودَ النَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا بِهَاۜ وَمَا نُرْسِلُ بِالْاٰيَاتِ اِلَّا تَخْو۪يفاً Bizi ayetler mucizeler göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud'a dişi deveyi görünür-apaçık bir mucize olarak gönderdik fakat onlar bununla boğazladıkları bu dişi deveyle zulmetmiş oldular. Oysa Biz ayetleri mucizeleri ancak korkutmak için göndeririz. -59 60- Hani Biz sana "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre-kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı görüntüleri insanlar için bir fitne imtihan kıldık, Kur'an'da lanetlenmiş ağacı da. Biz onları korkutmaktayız. Fakat bu onlarda büyük bir azgınlığı arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. 17-İsrâ 60 وَاِذْ قُلْنَا لَكَ اِنَّ رَبَّكَ اَحَاطَ بِالنَّاسِۜ وَمَا جَعَلْنَا الرُّءْيَا الَّت۪ٓي اَرَيْنَاكَ اِلَّا فِتْنَةً لِلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي الْقُرْاٰنِۜ وَنُخَوِّفُهُمْۙ فَمَا يَز۪يدُهُمْ اِلَّا طُغْيَاناً كَب۪يراً۟ Hani Biz sana "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre-kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı görüntüleri insanlar için bir fitne imtihan kıldık, Kur'an'da lanetlenmiş ağacı da. Biz onları korkutmaktayız. Fakat bu onlarda büyük bir azgınlığı arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. -60 61- Hani meleklere "Adem'e secde edin" demiştik. İblis'in dışında hepsi secde etmişlerdi. Demişti ki "Çamurdan yarattığın kimseye ben secde eder miyim?" 17-İsrâ 61 وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ قَالَ ءَاَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ ط۪يناًۚ Hani meleklere "Adem'e secde edin" demiştik. İblis'in dışında hepsi secde etmişlerdi. Demişti ki "Çamurdan yarattığın kimseye ben secde eder miyim?" -61 62- Demişti ki "Şu benden üstün kıldığına bir bak. Andolsun ki eğer bana kıyamet gününe kadar mühlet zamanda genişlik verirsen, pek azı dışında onun soyunu kendime bağlı kılacağım." 17-İsrâ 62 قَالَ اَرَاَيْتَكَ هٰذَا الَّذ۪ي كَرَّمْتَ عَلَيَّۘ لَئِنْ اَخَّرْتَنِ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَاَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُٓ اِلَّا قَل۪يلاً Demişti ki "Şu benden üstün kıldığına bir bak. Andolsun ki eğer bana kıyamet gününe kadar mühlet zamanda genişlik verirsen, pek azı dışında onun soyunu kendime bağlı kılacağım." -62 63- Allah buyurdu ki "Mühlet verilmiştir haydi amacına git, onlardan kim sana uyarsa hepinizin cezası cehennemdir. Eksiksiz bir ceza." 17-İsrâ 63 قَالَ اذْهَبْ فَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَاِنَّ جَهَنَّمَ جَزَٓاؤُ۬كُمْ جَزَٓاءً مَوْفُوراً Allah buyurdu ki "Mühlet verilmiştir haydi amacına git, onlardan kim sana uyarsa hepinizin cezası cehennemdir. Eksiksiz bir ceza." -63 64- Onlardan güç yetirdiklerini sesinle yerinden oynat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara vaadlerde bulun. Şeytan ki sen artık o şeytansın aldatmadan başka ne vaadde bulunabilir ki? 17-İsrâ 64 وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَاَجْلِبْ عَلَيْهِمْ بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ وَعِدْهُمْۜ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُوراً Onlardan güç yetirdiklerini sesinle yerinden oynat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara vaadlerde bulun. Şeytan ki sen artık o şeytansın aldatmadan başka ne vaadde bulunabilir ki? -64 65- Benim kullarım üzerinde senin hiçbir sultanın-nüfuzun yaptırım gücün yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter. 17-İsrâ 65 اِنَّ عِبَاد۪ي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ وَك۪يلاً Benim kullarım üzerinde senin hiçbir sultanın-nüfuzun yaptırım gücün yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter. -65 66- Sizin Rabbiniz, fazlından lutuf ve ihsanından aramanız için denizde gemileri sizin için yürütendir. Doğrusu O sizin için Rahim'dir rahmetiyle çok esirgeyendir. 17-İsrâ 66 رَبُّكُمُ الَّذ۪ي يُزْج۪ي لَكُمُ الْفُلْكَ فِي الْبَحْرِ لِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ كَانَ بِكُمْ رَح۪يماً Sizin Rabbiniz, fazlından lutuf ve ihsanından aramanız için denizde gemileri sizin için yürütendir. Doğrusu O sizin için Rahim'dir rahmetiyle çok esirgeyendir. -66 67- Size denizde bir sıkıntı tehlike dokunduğu zaman O'nun dışında çağırıp-yalvardıklarınız kaybolur-gider. Fakat sizi karaya çıkarıp kurtarınca yine yüz çevirirsiniz. İnsan pek nankördür. 17-İsrâ 67 وَاِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فِي الْبَحْرِ ضَلَّ مَنْ تَدْعُونَ اِلَّٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا نَجّٰيكُمْ اِلَى الْبَرِّ اَعْرَضْتُمْۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ كَفُوراً Size denizde bir sıkıntı tehlike dokunduğu zaman O'nun dışında çağırıp-yalvardıklarınız kaybolur-gider. Fakat sizi karaya çıkarıp kurtarınca yine yüz çevirirsiniz. İnsan pek nankördür. -67 68- Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden suya değil toprağa batırmayacağından veya üzerinize taş yağdıranı kuşları göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız. 17-İsrâ 68 اَفَاَمِنْتُمْ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباً ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَك۪يلاًۙ Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden suya değil toprağa batırmayacağından veya üzerinize taş yağdıranı kuşları göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız. -68 69- Veya sizi bir kere daha ona denize gönderip, üzerinize kırıp geçiren bir fırtına-kasırga yollayarak nankörlük etmeniz nedeniyle sizi batırmayacağından emin misiniz? Sonra Bize karşı onun intikamını alacak arayıp-hesap soracak kimseyi de bulamazsınız. 17-İsrâ 69 اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُع۪يدَكُمْ ف۪يهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفاً مِنَ الرّ۪يحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْۙ ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِه۪ تَب۪يعاً Veya sizi bir kere daha ona denize gönderip, üzerinize kırıp geçiren bir fırtına-kasırga yollayarak nankörlük etmeniz nedeniyle sizi batırmayacağından emin misiniz? Sonra Bize karşı onun intikamını alacak arayıp-hesap soracak kimseyi de bulamazsınız. -69 70- Andolsun ki Biz ademoğlunu mükerrem şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık, temiz-güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan önemli bir şekilde üstün kıldık. 17-İsrâ 70 وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَن۪ٓي اٰدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلٰى كَث۪يرٍ مِمَّنْ خَلَقْنَا تَفْض۪يلاً۟ Andolsun ki Biz ademoğlunu mükerrem şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık, temiz-güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın bir çoğundan önemli bir şekilde üstün kıldık. -70 71- Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün artık kimin kitabı amel defteri sağından verilirse, onlar kitablarını okuyacaklar ve en küçük hurma çekirdeğindeki ince iplik kadar bile haksızlığa uğratılmayacaklar. 17-İsrâ 71 يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ بِاِمَامِهِمْۚ فَمَنْ اُو۫تِيَ كِتَابَهُ بِيَم۪ينِه۪ فَاُو۬لٰٓ
❬ Önceki Sonraki ❭ ٱنظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ وَلَلْءَاخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَٰتٍ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلًا Diyanet Vakfı Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür. Meallere göre İsrâ Suresi 21. Ayet Tüm Mealler İsrâ 21 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal İsrâ 21 Diyanet İşleri Başkanlığı İsrâ 21 Elmalılı Hamdi Yazır İsrâ 21 Ali Fikri Yavuz İsrâ 21 Diyanet Vakfi İsrâ 21 Elmalılı Hamdi Yazır Sade İsrâ 21 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 İsrâ 21 Fizilal-il Kuran İsrâ 21 Hasan Basri Çantay İsrâ 21 İbni Kesir İsrâ 21 Ömer Nasuhi Bilmen İsrâ 21 Tefhim-ul Kuran İsrâ 21 Kuran Yolu İsrâ 21
isra suresi 21 ayet okunuşu