insan neden hiçbir şey yapmak istemez

Beklemek Üzerine. Çalışmayan insan, dışa vurmasa da, kendine itiraf etmese de, ister istemez kendisine olan saygısını kaybeder. Bir yerlerde bir şeyleri beklerken hiçbir şey yapmadan oturup sıkılan, oflayıp poflayan insanlara gıcık oluyorum. Bomboş bir hayatın varsa, bir yerde bir saat beklerken kendine yapacak hiçbir şey İnsanların seni sevmesinin nedeni içtenliğin. Düşünüp hareket etmek veya söylediklerini önceden planlamak senlik bir şey değil. O an ne hissettiysen ne yapmak istediysen onu yapıyorsun. Bu içtenliğin nedeniyle etrafında çok fazla insan biriktirmişsin. Kendine değer veriyor, kendini öncelikli tutuyorsun. IMDbPuanı: 8.6 /10. 14 Zirve: Hiçbir Şey İmkânsız Değildir izle (2021), 14 Peaks: Nothing Is Impossible - 14 Zirve: Hiçbir Şey İmkânsız Değildir türkçe dublaj ve altyazılı izle, 14 Peaks: Nothing Is Impossible - 14 Zirve: Hiçbir Şey İmkânsız Değildir 1080p full hd görüntü kalitesiyle burada sizlerle, Nepalli korkusuz Tembelliketmek, bizi her zaman geriye götüren bir haldir. Biyolojik olarak, beynimiz çok az efor sarf ederek zevk almamızı ve sıkıntılardan uzak durmamızı ister. Doyurucu, tatmin edici bir başarı elde etmek için öncelikle beyinde gerçekleşen o kısa devreyi tamir etmek gerekir. Yazan. Psk.Cengiz TÜRKMEN. Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi Kitap Özeti. Mayıs 19, 2021. Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi adına yakışır bir konuya sahip. Daha önce filmi de çekilen kitap, yaşlı doğup gençleşen bir adamın hikâyesi. Benjamin. Bebek doğup yaşlanması gerekirken tam tersi olur. Bu şekilde olması insanları korkutur. Bir insan, her Site De Rencontre Payant Pour Femme Et Homme. Ben 21 yaşında, üç yıllık evli, yedi aylık bebeği olan bir kadınım. Bazen sorunlarını sana yazan insanların yerine kendimi koyuyor, senin o güzel ve olgun öğütlerini kendime örnek alıyorum. Ama bazen insan öylesine bir çıkmaza kapılıyor ki... Şikayetim, birçok kadın gibi eşimin çalışmaması... Evin tüm yükü, çocuğumun bakımı, tüm sıkıntılar benim omuzlarımda... Eşim sanki dünyaya boşvermiş, sorumluluk yüklenmek istemez gibi...24 yaşında olmasına rağmen hiçbir şey yapmak istemiyor, ben de annemin desteği ve kendi çalışmam sayesinde ayakta kalmaya çabalıyorum. Ailesi dersen, aynı kafa yapısına sahip. Sıkıntımı görmek bile istemiyorlar... Ayrılmalı mıyım? Ama bebeğimi de düşünüyorum. Çünkü ben de anne ve babası ayrı olanlardanım. Ailemin sorunlarından kaçayım derken, genç yaşta evlilik sorunlarıyla mücadele etmek zorunda kaldım. Çevremde herkes aklınca bir şeyler söylüyor, öğütler veriyor. Karar verebilmem için sen bana yardım et...RUMUZ DERDİM SORUMSUZLUKCanım kızım, içinde bulunduğun zor durumu anlıyorum. Bu kadar genç yaşta, henüz hayatın gerçeklerini ve evlilik sorumluluğunu öğrenememiş bir gençle evlenmenin sakıncalarını görerek de üzülüyorum. Evlenmekte biraz acele etmişsiniz. Şimdi dikkat ediyorum, eğitimli gençler çok erken evlenmekten kaçınıyorlar. Belirli bir olgunluğa ermeden evlenmek günümüzde evlilik şartları çok zor... Hemen herkes maddi sıkıntılar yaşıyor. Bu nedenle, belirli bir maddi imkana sahip olmadan evlenmek gerçekten yanlış. Seninki gibi, çalışmak istemeyen ya da istediği gibi bir iş bulamadığı için çalışmaktan kaçınan, henüz aile sorumluluğu bilincine ulaşamamış bir gençle yapılan evliliğin böyle sonuçlanması da kaçınılmaz... Anne baban ayrı olduğu için, aynı durumu kendi çocuğunun yaşamasını istememekte çok haklısın. Eşinin hiçbir şey yapmadan yaşaması onun da mutsuz olduğunu gösteriyor. Ona olan sevgini kaybetmemeye çalış. Zaman içinde ona yanlışlarını tatlılıkla destek görmesen bile, elbet çevrenizde ona söz geçirebilecek, doğru yolu gösterecek bir aile büyüğü vardır. Onunla konuşup, ailesine bakmamasının hiç de doğal olmadığını, gencecik karısını evi geçindirme mücadelesinde tek başına bırakmanın bir erkeğe hiç yakışmadığını ona ayrılmayı düşünme, biraz daha sabret kızım. Onunla sürekli tartışmak yerine, onu etkileyecek, vicdanına dokunabilecek şekilde konuş. Her gün önüne gazeteden kestiğin ona uygun iş ilanlarını koymayı sürdür. Vereceğin karar senden çok yavrunun geleceği açısından önemli. Rus kadınları eve getiriyor beni de zorluyorBen Antalya’da yaşayan evli, iki çocuklu, 26 yaşında bir kadınım. Kocamla sevişerek evlendik. Önceleri her şey çok güzeldi, ta ki kocam çalıştığı oteldeki Rus kadınlarıyla gönül eğlendirmeye başlayıncaya dek. Başlarda ufak kaçamaklarına geçicidir’ diye göz yumdum. Ama kocam olacak adam, bir aydır utanmadan kadınları eve getirmeye başladı. Karşı gelince dövüyor, onlarla oturup içki içmemi istiyor. Bana ayrıl deme; çünkü kaçarak evlendiğim için ailem benimle görüşmüyor! Senden ve Allah’tan başka kimsem FİNE Ah canım kızım, çok üzüldüm... Bir de eşlerini aldatan erkekleri mazur göstermeye çalışanlar yok mu? Evdeki kadın bakımsızmış, zorla eşini dışarıya itermiş, şu bu, diye... İşte görsünler bu olayı, artık utanma da kalmamış. Eve, çocuğunun, karısının yanına kadın getirmeye cesaret edebiliyor bu adam. Bence, ailene bütün bunları anlat, özür dile, onlardan destek iste. Kendine iş bul, çalış ve çocuğuna bak, bu adamı çekme... Toplum bize hata yaptırıyor Güzin abla, bir doğum günü partisinde tanıştığım bir gençle her şeyi yaşadım. O zamanlar yaşım daha 16’ydı. Ailem, bunu duyduğunda dünya başlarına yıkıldı. Daha sonra birine büyük bir aşkla bağlandım, beraber olduk. Ancak ailemin rızası yoktu; ayrıldık. Hálá beni affetmiyor. Ona dönmek istediğimi söylediğimde, bana bakire bir kızla olduğunu ona çok değer verdiğini, beni istemediğini evliyim, fakat tabiri caizse sırf namusumu kurtarmak için evlendim. En kısa sürede ayrılmayı düşünüyorum. İşin kötü yanı artık cinsellik bana iğrenç geliyor. Erkeklerden korkuyor, uzak duruyorum. Bakire olmama saçmalığı, alnımda kara bir leke gibiydi. Şimdi ise evlenmiş, ayrılmış bir kadın olacağım. Bu çok daha temiz gözükecek insanlara... Toplum ve erkeklerin katı yaklaşımı bizi bu yanlışları yapmaya itiyor işte...RUMUZ SAÇMALIKKızım valla aklımdan geçen sözcük buydu mektubunu okurken; evet saçmalık! Ve sana baştan sona hak veriyorum. Erkeklerin bu takıntısı, ailelerin bu sabit fikri işte kadınları böyle saçma sapan durumlara düşürüyor. Sırf seni bakire olmadığın için kabul edecek biriyle, laf olsun diye evlenmişsin anlaşılan. Oysa yaşam bu kadar basit mi?Sevgilinin aşağılayıcı sözleri tepemi attırdı. Bakalım emin mi o çok değer verdiği kızın gerçek anlamda bakire olduğundan... Kim bilebilir bunu? Bu böyle bir süre daha gidecek, ama sonuçta elbet bir gün insanlar daha mantıklı olacaklardır. Yine de tüm erkekleri suçlaman yanlış. Mutlaka iyi biri çıkacaktır karşına... intihar etmek için neyi beklediğini anlayamadığım insan tipi. sahip olabileceği şeyler istemiyordur, gerçekçi olup sahip olabileceği şeyler istemeli ve sahip olduklarıyla yetinebilmelidir. hayatını plan yaparak şeyden tatmin daha çoğunu mağazada tişört beğendiğinizi düşünün, o gün paranız yetmemiştir alamamışsınızdır 1 hafta para biriktirip aldınız ama orada bir gömlek gördünüz o çok istediğiniz tişörtü almanıza rağmen aklınız gömlekte kalmıştır ve o tişört sizi mutlu etmemiştir, işte hiçbir şey istediğim gibi olmuyor diyen insanın hayatı da hep böyle daha çoğunu bekler mutlu olmayı hiçbir şekilde beceremez. belki de gerçekten hayattan hiçbir şey istemiyordur. fena halde yanılan insan. bardağın boş tarafını görmektir o. "hayatta hiçbir isteği gerçekleşmeyen insan" ve "hayattan hiçbir beklentisi/isteği olmayan insan"ı aynı anda bünyesinde barındıran ifadedir. biri, çokça negatif bakışa sahipken, diğeri ya sahip olduklarının çokluğundan ya da umutsuzluğun dibine vurmuşluktan, "istediğim hiçbir şey yok" noktasına gelen insandır.bkz hayatta hiçbir şey istediği gibi olmayan insanbkz hayatta hiçbir beklentisi olmayan insanbkz istediği hiçbir şey gerçekleşmeyen insan "yanlış bir kapı çalmışım dostlarım yanlış bir kapı açılmış ardına kadar."beklemesini, istemesini bilmiyordur veya yanlış şeyler istiyordur. insanın gerçekten isteyip de yapamayacağı, başaramayacağı şey kısa basit ama çok şey anlatan bir hikaye metal bir vazoya elma koydu ve -elmayı vazodan çıkarmayı başarabilen öğrenci yiyebilir, aç olan bir öğrenci hemen atladı ve elini vazoya daldırıp elmayı kavradı fakat eli vazoya ahh! elim sıkıştı, çıkaramıyorum, diye - elmayı kavramayı bırakmadığın sürece elini çıkartamazsın, elmayı bırakmak istemiyordu fakat elini çıkarması için bırakmak zorunda vazoyu aldı ve ters çevirip elmanın düşmesini sağladı, elmayı vazodan çıkarttı ve şöyle dedi;- fakat bu göründüğü kadar basit değil. elmayı eliyle havada tutuyordu konuşurken. "bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek zor bi iştir. onu bırakabilmekte büyük bir beceridir. eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. eğer yanlış bir şey yapıyorsanız o zaman bunu yapmaktan vazgeçmelisiniz. eğer kendinize ve çevrenizdekilere dürüst davranmıyorsanız , bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. işte ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz." tam anlamıyla yalnızdır. sürekli midesi bulanır. kafası karışıktır. insanlarla konuşmak yerine kendi kendine konuşur. bazen öyle ki kafasının içindeki sesler yüzünden dışarıdaki sesleri duymaz. etrafında olup bitenleri dışarıdan seyretmeyi yeğler. mutsuzdur. siliktir. fazla iyi niyetli olduğu için kaybediyordur belki de.bkz başımıza ne geldiyse iyi niyetimizden geldi. bazen istediği olsa bile tam anlamıyla istediği gibi olmadığı için yine yarım kalmış insandır. bu durumda keşke hiç olmasaydı ile olsun buna da şükür arasında sıkışıp kalır. hedeflediğin rotayı tutturamamak ilerlediğine sevinip yanlış yöne gittiğine üzüldüğün bir hadise. böyle düşünmeye devam ettikçe de olamayacaktır. kafasını değiştirmesi gereken insandır. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Haberler > Neden Hiçbir Şey Yolunda Gitmiyor? - 1610 Sanki son zamanlarda hiçbir şey yolunda gitmiyor, yaptığın şeylerden keyif bile almıyor gibi misin? Eğer sen de böyle hissediyorsan; Haydi testi çözmeye başla! 1. Cinsiyetini öğrenelim. 2. Kaç yaşındasın bakalım? 3. Söyle bakalım, 2018 yılını bir kelimeyle anlatacak olsan hangisi olurdu? 4. Sence karşına çıkan problemleri çözmekte ne kadar iyisin? 5. Peki aşık olduğun kişiye açılıp, olumsuz karşılık aldığın oldu mu? 6. Peki genelde gün içerisinde hangisini yapmaktan daha çok keyif alırsın? 7. Şu an bu yerlerden hangisinde gezip tozmak isterdin? 8. Ve son olarak, arkadaşın senin üzüleceğini bildiği için bazı şeyleri saklasa fakat sonradan öğrensen ne tepki verirsin? Yaşadıkların, etrafındaki nankör insanlar ve sen... Son zamanlarda kendini aşırı mutsuz ve yorgun hissediyorsun. Sanki şu hayatta yaşamanın pek bir anlamı yok gibi geliyor. Yaptığın hiçbir şeyden keyif almıyor, yolunda emin adımlarla ilerleyemiyorsun. Çünkü artık gerçekten yoruldun... Her ne kadar böyle hissetsen de sen güçlü bir şekilde tekrar kalktın ve çabaladın. Ama bu sefer her zamankinden daha farklı hissediyorsun değil mi? Belki de bazı şeyleri yaşın ilerledikçe fark ediyorsun. Gerçekleri gördükçe kafanda kurduğun hayallerin aslında ne kadar hayalperestçe olduğunu düşünmeye başlıyorsun. Hatta sırf bu yüzden o çok çabaladığın, emek verdiğin şeylerden vazgeçmeyi düşünüyorsun. Bazen düştün ama her düşüşünde tekrar ayağa kalkmasını bildin. Çünkü seni bu hayata bağlayan şeyler var. Onlar ne mi? 'Sevdiklerin!' Şimdiye kadar kime güvendiysen kime kendi içini açtıysan hep kazık yedin. İnsanlar bir şekilde arkandan iş çevirmeyi, kalbini kırmayı başardı. Hem de sen bu kadar onlar için uğraşırken. İşte seni asıl yoran da bunlar, biliyor musun? Hadi sen kendi içinde bir şekilde sıkıntı yaşıyorsun, bazen psikolojin bozuk oluyor. Ama kendin düzeltebiliyorsun. Fakat sevdiklerinin bunları sana yapması elini kolunu bağlıyor. Kendi içinde 'Neden böyle yapıyorlar?', 'Sorun bende mi?' gibi sorular sorup üzülüyorsun. Halbuki sorun sende değil canım. Sorun senin sevgine layık olmayan insanların karşına çıkmasında. Bazen insan karşısında kişinin içindekileri veya aklındakileri göremiyor. Sen gördün ama biraz geç gördün. Kendine bu yüzden kızıp duruyorsun. Ama tüm bunları yaşadın diye öylece durmayacaksın değil mi? Evet, hiçbir şey yolunda gitmiyor. Ama sen ayağa kalkmazsan bu yolda karşına daha çok engeller çıkar ve her seferinde onlara takılırsın. O yüzden artık kendine çeki düzen verip o güçlü haline geri dönmelisin. Etrafında sadece seni üzen insanları tutmalı, seni düşürmeye çalışan insanlardan uzak durmalısın. Haydi şimdi durma zamanı değil, yolda ilerleme zamanı! Kendi içinde karamsarlığa düşmüşsün! Sen son zamanlarda o kadar karamsarlığa ve boşluğa düşmüşsün ki artık hiçbir şeyin yolunda gitmediğini düşünüyorsun. Aslında etrafında olan biten her şey olması gerektiği gibi ilerliyor. Kendi ruh halinden dolayı artık her şeyi salmışsın. Hatta kimse için bir emek sarf etmiyorsun. Kendi içine kapanmış bir şekilde insanlara kendini açmak bile istemiyorsun. İnsan bazen her şeyden o kadar sıkılıyor ki öylece kalmak istiyor. Hiçbir şey yapmadan etrafındaki insanların bir şey yapmasını bekliyor. Sen de son zamanlarda aynı bu ruh hali içerisine girmişsin. Ama buna üzülmene gerek bile yok. Çünkü sen de insansın ve bu duyguları yaşaman çok normal. O yüzden bu sefer de böyle olsun canım. Her şey akışında ilerlesin. Belki de böylesi seni daha mutlu edecek. Evet, çok yorulduğunu biliyoruz. Ne düşünmek ne de düşündüklerini faaliyete geçirmek istiyorsun. Eee öyle olsun ne olacak? İnsan her zaman güçlü durmak zorunda değil. Hepimize böyle aşıladılar değil mi? Her zaman güçlü görünmek, kötü olduğumuz zamanları göstermemek için elinden geleni yapmamızı söylediler. Ama bu böyle ilerlemez. Elbet hayatımız olduğu gibi mükemmel ilerlemeyecek. Mutlaka kötü şeyler yaşayacağız. Hatta kötü şeyler yaşamadan bile kendimizi mutsuz hissedeceğiz. Önemli olan bunları atlatabilmek değil, nasıl atlatabildiğimizdir. Normalde karakter olarak çok eğlenceli, güçlü ve insanlara pozitif enerji veren birisin. O yüzden etrafındaki insanlar senin şu anda bu yanını görmek istiyor. Sen de bu durumdan dolayı çok zorlandığın için kendi köşene çekildin. O yüzden şimdilik kendine odaklan, neler istediğine bak. Anlayacağın bu durumu kendin için fırsata çevir. Ve mutlu olmaya bak. Çünkü yüzünün gülmesini herkesten çok hak ediyorsun. Kafan o kadar karışık ki! Çünkü sen kafanda birden çok şeyi düşünüyorsun. Sadece birine odaklanmak yerine hepsini düşünüp kafanı daha çok karıştırıyorsun. Bundan dolayı hiçbir şey yolunda gitmiyor ne yazık ki. Evet, kendi içinde takıntılı bir insansın. Eğer bir olay varsa ya da kafanı kurcalayan şeyler, onu mutlaka o an çözmek istiyorsun. Her çözmeye çalıştığında yeni problemler ekleniyor. Bazen ne yapacağını bilemiyorsun. Kafanın içindeki düşünceleri yok etmek istiyorsun. Gerek ailen gerek arkadaşların gerek aşk ilişkilerin seni artık çok düşündürüyor. Her geçen gün biriyle uğraşmak zorunda kalıyorsun. Kime değer versen mutlaka bir sorun çıkıyor. Seni hayal kırıklığına uğratıyorlar. Bunlara üzülürken bir yandan da sorunun ne olduğunu çözmeye çalışmak seni mahvediyor. Tabii bir de hiçbir zaman bitmeyen aile sorunları... Zaman zaman bunları kafana takmaktan ve üzülmekten çıkış yolu bulamıyorsun. Ailesel konularından da kimseye bahsetmek istemiyorsun. O yüzden tüm bunlar kendi içinde büyük bir çıkmaza dönüşüyor. Tüm bunların yanında bir de aşk konuları yok mu?Onlar seni hepsinden daha beter hale getiriyor. Kime aşık olsan ve güvensen hep bir b*kluk çıkıyor. Halbuki sen duygularını tüm içtenliğinle paylaşan, karşındakine kendinden çok değer veren bir insansın. Ama asıl sorun ne biiyor musun? Karşına çıkan kişiler seni kendilerine fazla buluyorlar. Artık kimse duygusal olarak karşısındaki kişiye bir şeyler hissedemiyor. Aslında hissettiği şeyleri aşk zannediyor diyebiliriz. Fakat sendeki bu gerçek duyguları görünce şaşkına uğruyor ve seni ister istemez üzüyor. O yüzden kesinlikle sorunun kendinde olduğunu düşünmemelisin. Sen değil onlar yanlış. Bunu sakın unutma! Ve sen herkesten çok çok değerlisin bunu da aklından çıkarma. Elbet her şey zamanla yoluna girecektir. Yeter ki sen elinden geleni yap ve kendin ol. Her zaman olduğun gibi... Küçük bir çocuk lavabonun önünde diş fırçasını suyun altına tutuyorJep Gambardella adlı kişinin Pexelsdaki fotoğrafı Birçok otistik çocuk hayatının bir döneminde diş fırçalamak istemiyor. Bunun sebebini hemen çözmek hiç de kolay bir iş olmadığı için hem aile hem de otistik çocuk bu süreçte ciddi sorunlar yaşayabiliyor. Bu yüzden diş fırçalamayı reddetme davranışının hangi sebepten ötürü ortaya çıkabileceğini incelemek amacıyla bu yazıyı hazırladım. Yazıya başlamadan önce şunu belirtmek istiyorum, diş fırçalama konusunda yalnızca otistik çocuklar sorun yaşamaz. Otistik yetişkinler ve duyusal hassasiyetleri olan herkes hayatının bir döneminde diş fırçalama konusunda problemler yaşayabilir. Bu liste yalnızca otistik çocuklara değil, neden diş fırçamala konusunda bu kadar problem yaşadığını anlamaya çalışan yetişkinlere de yardımcı olabilir. Bu konuda sorun yaşamak kişinin değerini düşüren bir durum değil ve bu konuda sorun yaşamak zannedildiğinden çok daha normal. 1- Diş macununun kokusu rahatsız edici olabilir Otistik kişilerde duyusal hassasiyetler çok yaygındır. Duyusal hassasiyet yaşayan kişi dışarıdan gelen bir uyaranı ortalama bir insana oranla çok daha yoğun algılar. Kişilerin bir sürü farklı uyarana karşı hassasiyeti olabilir ama bu konuda koku özellikle önem taşıyor. Diş macunu kullanırken bir çoğumuz macundaki yoğun nane kokusunu sever ve bunu ferahlatıcı buluruz. Fakat kokulara karşı çok hassas olan otistik bir çocuk diş macununun kokusundan çok rahatsız olabilir. Bir çocuk macun kokusundan özellikle rahatsız oluyorsa bu macunun ağzına girmemesi için çok ciddi bir savaş verebilir. Düşünün, sizi inanılmaz tiksindiren, çok yoğun kokulu bir madde ile karşılaşıyorsunuz, bir de üstüne çevrenizdeki insanlar gelip bunu ağzınıza sokmaya çalışıyor. Çok strese girmez miydiniz? Elbette bu durumun çok stresli olması diş fırçalamaktan vazgeçilmesi anlamına gelmiyor. Diş fırçalamak çocuklara mutlaka alışkanlığı kazandırılması gereken, çok da tartışmaya açık olmayan bir alışkanlık. Bu yüzden eğer çocuğunuzun diş macununun kokusundan tiksiniyor olabileceğini düşünüyorsanız, çocuğunuzun diğer koku hassasiyetleri varsa başka bir diş macunu almak işe yarayabilir. Özellikle koku konusunda çok hassas çocuklar için naneli diş macunları burnu sızlatan bir yapıya sahip olabilir. Bu burun sızlaması yüzünden de diş fırçamalaya karşı çıkıyor olabilirler. Onun yerine diğer kokulara sahip diş macunlarını denemek işleri kolaylaştırabilir. 2- Diş fırçasının yapısı rahatsız edici olabilir Diş fırçası duyusal hassasiyetleri olan bir çocuk için çok huylandırıcı olabilir. Diş fırçasındaki yüzlerce kılın teker teker fışır fışır dişlere sürtülmesi, diş etlerine temas etmesi, bir de üstüne bu esnada ses çıkıyor olması otistik çocuklarda çok ciddi strese sebep olabilir. Ayrıca diş macununun yapısı da rahatsızlığa sebep olabilir. Eğer diş macununun kılları çok sertse, veya plastik gibi bir yapısı varsa, veya diş fırçasının baş kısmı çok büyükse bu etkenler de rahatsızlığa sebep olabilir. Bu durumu aşmak için farklı sertlikte ve büyüklükte diş fırçaları denenebilir. Bazı otistik çocuklar sert diş fırçalarından çok rahatsız olurlar ama yumuşak kıllı diş fırçaları ile hiçbir sorun yaşamadan dişlerini fırçalayabilirler. Bazı otistikler için ise bu durum tam tersidir. Bu konuda denile yanıla hangi diş fırçasının çocuğu en rahat şekilde hissettirdiği bulunabilir. 3- Diş macunun tadı tiksinmeye veya fiziksel acıya sebep oluyor olabilir Tatlara karşı hassasiyeti çok fazla olan otistik çocuklar için macunun tadı sanki çok acı bir şey yemişler gibi bir acıya sebep olabilir. Macun acıya sebep olmuyorsa bile tadı otistik çocuğa kötü geliyorsa tiksinmeye ve bu yüzden uzun vadede diş fırçalamadan soğumaya sebep olabilir. Eskiden naneli diş macunu dışında diş macunu bulmak çok zor olsa da şu anda durum böyle değil. Limonlu, karanfilli, çilekli, çikolatalı, tarçınlı. Aklınıza gelebilecek her türlü çeşit diş macunu bulmak mümkün. Eğer çocuğunuzun diş macununun tadından hoşlanmadığını düşünüyorsanız başka bir çeşit diş macunu deneyebilirsiniz. Şu anda piyasadaki macun çeşiti çok fazla olduğu için eğer en büyük probleminiz macunun tadı ise kısa sürede buna bir çözüm bulmanız çok olası. Mutlaka çocuğu rahatsız etmeye tatta bir macun var ve bir şekilde bulunabilir. Eğer çok aramanıza rağmen bir türlü çocuğunuzun tiksinmediği bir macun bulamadıysanız diş hekiminizden macun tavsiyeleri isteyebilir veya direkt olarak macunsuz diş fırçalamanızın mümkün olup olmadığını ve nasıl yapmanız gerektiğini sorabilirsiniz. Bazen macun kullanmakta ısrar etmek macun kullanmamanın kendisinden daha çok zarar verebiliyor. Çocuk macundan çok tiksiniyorsa ister istemez dişlerinin fırçalanmasına direniyor ve bu yüzden dişleri etkili bir şekilde fırçalanamıyor. Eğer macun olmasaydı çocuğunuzun diş fırçalamayı çok daha çabuk kabul edeceğini düşünüyorsanız bunu yapıp yapamayacağınızı ve neye dikkat etmeniz gerektiğini diş hekiminize mutlaka sorun. Bunu sorarken yaşadığınız sorunlardan bahsetmeniz diş hekiminin sizi anlaması ve ona göre kar-zarar hesabı yaparak bir yanıt vermesini kolaylaştırabilir. 4- Diş macununun köpüğü rahatsız edici olabilir Diş macununun köpüğü çok spesifik ve çok tiksindirici bir doku. O köpüğün ağızda duruşu, fırçalamaya devam ettikçe o köpüğün büyümesi, zaman geçtikçe o köpük baloncuklarının ağızda patlaması duyusal hassasiyeti olan bir çocuğu duygusal çöküşe sokmanın garanti yolu sayılabilir. Diş macununun köpüğünden rahatsız olan otistikler hem köpüğün fırçaya temas edince çıkardığı sesten hem de ağızda bıraktığı histen rahatsız olabilirler ve bu da diş fırçalamayı reddetmeye sebep olabilir. İyi haber şu ki, köpürmeyen diş macunları var ve bulunması aşırı zor değil. Eğer çocuğunuz diş macununun köpüğünden rahatsız oluyorsa veya tiksiniyorsa o zaman köpürmeyen bir diş macunu alabilirsiniz. Hangi macunu alacağınızı seçerken direkt diş hekiminize danışmanız en mantıklı yol. Diş hekiminiz size kolaylıkla köpürmeyen ve iyi bir diş macunu önerebilir. Eğer hemen bir diş hekimine başvurmanız mümkün değilse internetten araştırıp da satın alabilirsiniz. 5- Banyodaki sesler rahatsız edici olabilir Banyolar inanılmaz gürültülü yerler. Birçok zaman evin neredeyse her odasından çok daha gürültülü, çok spesifik seslere sahip olan yerler. Sese karşı hassasiyeti olmayan bir insan için bu seslerin ne kadar rahatsız edici olabileceğini anlamak ve hatta bu sesleri fark etmek çok zor olabilir. Fakat ses hassasiyeti olan otistik bir çocuk için banyodan gelen sesler kaçırılamayacak kadar yüksek, fiziksel acıya sebep olacak kadar yüksek sesler. Bu problemi çözmek diğer problemleri çözmekten biraz daha zor çünkü banyodaki sesleri tamamiyle susturmak veya çocuğun hemen o seslere alışmasını sağlamak mümkün bir şey değil. Bu yüzden bu problemi çözerken biraz daha yaratıcı olmamız gerekiyor. Benim aklıma gelen birkaç çözüm şunlar 1. Ses kesici kulaklık veya kulak tıkacı kullanılabilir Eğer ses kesici kulaklıklara erişim mümkünse ve çocuk kulaklıkları kullanma konusunda bir sorun yaşamıyorsa bu çok iyi bir çözüm. Fakat gerçek şu ki, kaliteli ses kesici kulaklıklar inanılmaz şekilde pahalı ve bu kulaklıkları almak mümkünse bile otistik çocukların hatrı sayılır bir kısmı bu kulaklıkları takmak istemiyor. Kulaklıkların kendisi de fiziksel olarak kafaya temas ettikleri ve birçok zaman biraz ağır oldukları için kullanması zor olabiliyor. Yani bu çözüm belirli insanlar için çok faydalı olabilir ama birçok kişi için çok da işe yarayacak bir çözüm değil. 2. Banyo dışında diş fırçalanabilir Eğer banyoya girmek başlı başına strese sebep oluyorsa banyo dışında da diş fırçalanabilir. Belki banyo dışında diş fırçalama kısmı yapılıp sonra ağız çalkalama kısmı banyoda yapılabilir veya hem ağız çalkalama hem de fırçalama mutfak kısmında yapılabilir. Eğer birçok şeyi denediyseniz ve çocuğunuz hiçbir şekilde banyoda dişlerini fırçalamak istemiyorsa bu yöntem çok işe yarayabilir. 3. Diş fırçalarken müzik veya başka bir ses açılabilir Bu çok mantıksız bir tavsiyeymiş gibi gelebilir. Banyoya girdiğinde dahi banyodaki seslerden rahatsız olan bir çocuktan bahsediyoruz, neden daha fazla ses çıkaralım ki? Bu soru çok mantıklı. Bunu şu şekilde cevaplayabilirim Her ne kadar yüksek ses başlı başına çok rahatsız edici bir unsur olsa da bazen sıkıntı yalnızca sesin yüksekliği olmuyor. Bazen sıkıntı çevreden gelen milyon farklı ilginç tınılı sesin birbirinin üstüne binmesi ve dayanılmaz bir gürültü yaratması oluyor. Bu durumda da bu sesi bastıracak daha az rahatsız edici veya direkt hoşa giden bir ses işleri çok kolaylaştırabilir. 6- Yüze su temas etmesi duyusal sorunlara sebep oluyor olabilir Islaklık hissi birçok otistik çocuk için çok rahatsız edici bir his. Diş fırçalarken yüzün suya temas etmesi, dış fırçalamayı bitirdikten sonra yüzdeki su damlalarının yavaş yavaş akması, dış fırçalarken kıyafetlerin ıslanması çok rahatsız edici ve kimi zaman can yakıcı durumlar. Suya hiç temas etmeden diş fırçalamak çok kolay olmadığı için daha ziyade cilde temas eden suyu nasıl hemen silebiliriz ona odaklanmak daha iyi fikir. Diş fırçalarken yakında bir yüz havlusu bulundurmak ve suya temas eder etmez silmek bu konuda işe yarayabilir. Eğer sorun kıyafetlerin ıslanması ise ve bu ıslanma sorunu engellenemiyorsa otistik çocuk direkt üstü çıplak olarak diş fırçalamaya alıştırılabilir. Islak kıyafetle oturmak, o kıyafetin kurumasını beklemek tarzı durumlar ıslaklıktan çok rahatsız olan kişiler için çok zor bir durum. Bu yüzden eğer işleri kolaylaştırıyorsa direkt t-shirt giymeden diş fırçalamaya alışmak işe yarayabilir. 7- Yürütücü işlev konusunda sorunlar diş fırçalamayı zorlaştırıyor olabilir Yürütücü işlev dediğimiz şey bir işi başlayıp bitirme konusunda bize yardım eden, rutinler oluşturmamızı ve bunlara uymamızı sağlayan durumdur. Birçok otistik çocuk yürütücü işlev konusunda sorunlar yaşar. Bir işe başlamak, o işi bitirmek, ne zaman başlayacağını ve ne zaman bitirmen gerektiğini anlamak yürütücü işlev konusunda sorun yaşayan bir insan için çok zorlu bir iştir. Eğer otistik çocuğunuz yürütücü işlev konusunda sorunlar yaşadığı için dişlerini fırçalama konusunda sorun yaşıyorsa ilk başta yapılacak en iyi şeylerden bir tanesi çocuğunuza diş fırçalamaya nasıl başlaması, ne kadar sürdürmesi ve ne zaman bitirmesi gerektiğini öğretmektir. Eğer çocuğunuz sayaç kurabiliyorsa veya telefon kullanabiliyorsa 3 dakikalık bir sayaç kurmayı veya 3 dakikalık bir şarkı seçmeyi düşünebilirsiniz. Çocuğunuz sayaç veya şarkı başladığı anda dişlerini fırçalamaya başlar, bunlar durduğu anda da dişlerini fırçalamayı bitirir. Tabii bu durum başlı başına yürütücü işlev sorunları konusunda yardımcı olamaz. Diş fırçalamayı hatırlamak, dişi fırçalamak için kalkabilmek, kalkıp diş fırçasına kadar yürümek, dişi fırçalamaya başlamak, dişi fırçalarken birden fırçalamayı bırakmamak da yürütücü işlev sorunları olan bir insan için çok zordur. Diş fırçalamak için kalkmakta çok zorlanan bir kişi için birkaç farklı yerde birkaç tane diş fırçası ve macunun olması çok işe yarayabilir. Bu sayede kalkmakta zorlanan otistik çocuk için çok fazla hareket etmeden hemen fırçayı alıp fırçalamaya başlamak mümkün olur. Bunun dışında şunu itiraf etmem lazım, yürütücü işlev sorunları başa çıkması en zor ve en çok kişiselleştirilmiş yöntemlerin bulunması gereken durum olabilir. Bu yüzden her ne kadar söylediğim şeyler bazı kişiler için işe yarasa dahi birçok otistik çocuk için hiçbir işe yaramayacak. Eğer İngilizce okumanız mümkünse “executive dysfunction” diye aratıp oradaki tavsiyeleri teker teker denemek sizler için daha faydalı olabilir. 8- Diş fırçalamak konusunda rutin eksikliği işleri zorlaştırıyor olabilir Otistik çocukların büyük bir kısmı gündelik rutinlerine çok bağlıdır. Her gün aynı şeyleri aynı zamanda yapma konusunda ısrar eden, bir rutine bağlı kalınca kendisini çok daha güvende hisseden otistik çocuk sayısı çok fazladır. Bu yüzden diş fırçalama konusunda bir rutin eksikliği de diş fırçalama sürecini zorlaştırabilir. Otistik çocuklar beklenmedik olaylara karşı çok sert tepki verme eğiliminde oldukları için diş fırçalama saatinin belli olmaması anksiyeteyi arttırabilir. Diş fırçalamak otistik çocuğun özellikle nefret ettiği bir şeyse birden bire hiç beklemediği anda bir yetişkinin gelip dişini fırçalamak zorunda olduğunu söylemesi veya dişini fırçalamaya çalışması ciddi sorunlara sebep olabilir. Bu durumu aşmanın en iyi yolu her gün için diş fırçalama saati seçip her gün o saat diş fırçalamaktır. Hangi saatlerde diş fırçalanacaksa o saatleri seçin veya otistik çocuğunuzla beraber konuşup günde iki tane diş fırçalama saati belirleyin. Eğer beraber belirlemediyseniz bundan sonra bu saatlerde diş fırçalanacağını söyleyin ve bu rutine bağlı kalmaya çalışın. İlk başlarda sorunlar azalmamış hatta artmış gibi gözükebilir çünkü diş fırçalamaktan hoşlanmayan bir çocuk bu rutine bağlı kalmak istemeyebilir. Fakat rutinlere ihtiyacı olan bir otistik çocuk yine dişini fırçalamaktan hoşlanmasa dahi bir süreden sonra bu duruma daha çok alışmaya başlayacaktır. Alışmasa dahi her gün birden bire sevmediği bir şeyi yapmasının söylenmesi şokunu yaşamayacaktır çünkü en azından hangi saatte dişini fırçalamasının beklendiğini bilecektir. 9- Otistik kişinin öğürme refleksi çok kuvvetli olabilir Diş fırçalamak öğürme refleksi çok kuvvetli hiç kimse için kolay bir iş değil. Ek olarak duyusal hassasiyetleri olan otistik çocuklar için ise öğürme refleksinin çok kuvvetli olması diş fırçalamayı ciddi anlamda bir işkence haline getirebilir. Bu sorun için çözüm önerileri yaratmak benim için ciddi anlamda zor çünkü öğürme refleksi istenildiği gibi açılıp kapatılabilen bir şey değil. Böyle bir durum yaşanıyorsa daha küçük bir fırçanın alınması faydalı olabilir. Hatta elektrikli diş fırçaları genelde küçük ve yuvarlak oldukları için belki öğürmeyi daha az tetikleyebilirler. Fakat bunlar dışında bu konuyla başa çıkma konusunda en çok işe yarayacak şeyin diğer sorunları ortadan kaldırmak olduğunu düşünüyorum. Evet, her diş fırçalamaya çalışınca öğürmek çok sinir bozucu bir şey ama bunu hiçbir rutin olmadan yapmak daha sinir bozucu. Evet, öğürme refleksinin kuvvetli olması rahatsız edici ama bu durum üzerinize su damlarken iyice rahatsız edici. Öğürme refleksi konusunda bir şey yapmak çok mümkün değil ama eğer diğer problemler olabildiğince ortadan kaldırılırsa bu sorun daha başa çıkılabilir hale gelecektir. 10- Otistik kişi neden dişlerini fırçalaması gerektiğini anlamıyor olabilir Otistiklerin bir şeyin sebebini anlamadıkları sürece yapmayı reddetmeleri çok meşhur bir durumdur. Otistik çocukların hatrı sayılır bir kısmı bir düşünceyi veya kuralı mantıklı bulmuyorsa bu kurala uymaz. Tam da bu sebepten otistik çocuklara neden dişini fırçalaması gerektiğini anlatmak çok önemlidir. Birçok otistik detaylar sayesinde öğrenir. “Sağlıklı olmak için diş fırçalamamız lazım” tarzı bir cümle her ne kadar doğru ve mantıklı olsa da yeterince detay içermediği için otistik çocuğa çok mantıksız gelebilir. “Sağlık ne demek?” “Dişimi fırçalamazsam ne olur ki?” “Sürekli mi fırçalamam gerekiyor?” Bu yüzden otistik çocuklara diş fırçalamanın önemini anlatırken biraz daha detaya girmek ve diş fırçalamanın sonuçlarına değinmek işe yarayabilir. Eğer bu konuda yeterince iyi açıklama yapamadığınızı veya çocuğunuzun bu konuda sizi ciddiye almadığını düşünüyorsanız açıklamayı başka bir kişinin yapmasını da sağlayabilirsiniz. Bu kişi yalnızca dişler konusunda biraz daha bilgisi olan bir kişi de olabilir, çocuğunuzun diş hekimi de olabilir. Çocuğunuzun kimi ciddiye alma ihtimali yüksekse o kişiden diş fırçalamanın neden gerekli olduğunu açıklamasını rica etmek çok fayda sağlayabilir. Eğer çocuğunuz bu kadar detaylı bir iletişimi dinlemiyorsa veya anlama konusunda sorunlar yaşıyorsa konuşmak yerine resimler göstermek ve basit kelimelerle anlatmaya çalışmak daha mantıklı olabilir. Neden dişlerimizi fırçalamamız gerektiği konusunda internetten dişleri iyi ve gülümseyen bir insan resmi bulunabilir. Diş fırçalamamanın sonuçları için de dişinin ağrıdığını belli eden veya dişi çürümüş bir kişi bulunup o resim gösterilebilir. Hatta şu günlerde diş fırçalamanın önemi hakkında animasyonlar dahi var. Bu küçük animasyonda mikropların nasıl da dişleri çürüttüğü ve diş fırçalamanın nasıl dişleri koruduğu açıklanıyor. Bu animasyonda ise düzenli diş fırçalamanın ne kadar önemli olduğundan bahsediliyor ve dişlerin nasıl fırçalanması gerektiği hakkında daha detaylı bilgi veriliyor. Bu tarz animasyonların kullanılması dişlerini neden fırçalaması gerektiğini anlamayan çocuklara çok fayda sağlayabilir. Ayrıca bu animasyonlar dışında da bu konuda birçok animasyon ve küçük videolar bulmak mümkün. 11- Dişini fırçaladığı suyun sıcaklığı rahatsız edici olabilir Sıcaklık da duyusal aşırı yüklemeye sebep olan durumlardır. Birçok otistik çocuk beklemediği kadar sıcak veya beklemediği kadar soğuk bir şeye dokundukları zaman çok yoğun tepkiler verirler. Bazı otistikler sıcaktan özellikle rahatsız olurken bazı otistikler ise soğuktan çok rahatsız olurlar. Eğer çocuğunuz yıkanırken, yüzünü yıkaması gerekirken veya ağzını çalkalaması gerektiği zaman ciddi tepki veriyorsa bu tepkinin sebebi suyun sıcaklığı olabilir. Sıcaklığın mı diş fırçalamayı reddetmeye sebep olduğunu bulmak için bir kere her sefer yaptığınız şekilde çocuğunuzun dişini fırçalayın, bir sefer de suyun sıcaklığını arttırarak fırçalayın, sonra da soğutarak fırçalayın. Eğer bu farka göre çocuğunuzun tutumu değişiyorsa diş fırçalamayı reddetmesinin sebeplerinden bir tanesi suyun sıcaklığı olabilir. Bunu tam olarak çözebilmek için tekrar tekrar bu konuda deneme yapmanız gerekebilir. Son olarak şunları söylemek istiyorum Hijyen konusunda yaşanan sorunlar toplum tarafından çok ciddi şekilde yargılanıyor. Çocukları her zaman aşırı temiz olmayan aileler ilgisiz, her zaman düzgün bir hijyen koruyamayan yetişkinler ise beceriksiz ve saygı duyulmayı hak etmez insanlar olarak adlandırılıyor. Zaten bu yüzden hepimizin bu konuda çok ciddi yargıları var. Çocuklarımız temizlenmeyi reddettiklerinde normalde sinirlenmeyeceğimiz kadar sinirleniyoruz ve kendimiz temizlenemeyince sanki tüm değerimiz birden bire yok olmuş gibi hissediyoruz. Fiziksel temizlik birçoğumuz için yalnızca fiziksel olarak temiz olmayı değil, aynı zamanda ruhsal ve ahlaki olarak temiz olmayı da sembolize ediyor. Tüm bu durumlar birleşince çocukları temizlenme konusunda sorun yaşayan ebeveynlerin bir kısmı çocuklarını utandırarak temizlenmeye ikna etme yolunu tercih ediyor ve bu konuda sorun yaşayan yetişkinler de ciddi utanç yaşıyor. Bu yöntem tabii ki işe yaramıyor. Derin utanç hissi, bir davranışı değiştirmek istediğimizde neredeyse hiçbir zaman işe yaramıyor. Yaradığı zamanlarda ise zaten o davranışı değiştirmeye hazır bir halde olduğumuz için değiştirebiliyoruz. Bu yüzden lütfen ama lütfen çocuklarınıza kötü şeyler söyleyerek, onları aşağılayarak ve sevginizi geri çekerek temizlenmeye ikna etmeye çalışmayın. Bu yazıyı okuyan ve dişlerini fırçalama konusunda sorun yaşayan yetişkinlere gelecek olursak sizlere şunu söylemek istiyorum Yalnız değilsiniz. Hiçbir zaman olmadınız. Bu konuda sorun yaşıyorsunuz diye değersiz, kötü veya kendinden nefret etmesi gereken bir insan değilsiniz. Yalnızca sorun yaşayan bir insansınız. Hepimiz sorunlar yaşarız, sizin yaşadığınız sorunlardan bir tanesi de bu. Bu kadar basit. Uzun bir süre annelik bir kadının tek varış yeri olduğu, ancak bir çocuk doğurduktan sonra tam teşekküllü olabileceği düşüncesi vardı. Küçük kızlara bebek, oyuncak arabaları ve şişeler verilir. “O gerçekten bebeğim, bebeğim, gerçek bir bebek gibi, mükemmel anne olacak” diyor anne ve babalar, mutlular. Ama kızım büyüdü, zaman tükeniyor ve hamileliği planlarına dahil değil. Neden bir kadın çocuk istemez? Çocuksuz psikolojiyi anlamaya 1. Hypercentry2 2. Malzeme durumu3 3. Kötü aile öyküsü4 4. Kendini gerçekleştirme arzusu, kariyer5 5. Değerli bir ortak eksikliği6 6. Fiziksel değişikliklerden korkmak7 7. İdeolojik düşünceler1. HypercentryBir çocuğu büyütmenin harika bir iş olduğunu iyi bilen kadınlar var. Ve büyük bir sorumluluk. Mutlu ve sağlıklı bir insan yetiştirme göreviyle baş edebileceklerinden emin değiller. "Eğer bir çocuğa eksikliklerden oluşuyorsa ne verebilirim?" Hayatımdan mutsuzum, çocuğum tatmin olur mu? Hayır! "2. Malzeme durumuÇocuklar çok maliyetli bir projedir. Bu sadece bir sürgü ve bebek bezi seti değil, aynı zamanda eğitim, yiyecek, ilaç, alet, vs., vb. Ve büyük miktarlarda harcayacak 18 yıl en azından olacaktır. Kadınların her türlü sebebi için tavşan ve çim ile ilgili ipuçlarına ailelerde yetişen kızlar, “en kötüsü” nün neye benzediğini iyi bilirler. Ve zengin ailelerden gelen kızlar, uzun yıllar boyunca yüksek maddi bir düzeyi koruyamayacaklarından korkuyorlar. Ek olarak, ülkemizde kimsenin yardımını ümit Kötü aile öyküsüEbeveynlerin ciddi bir boşanması “annem gibi bir çocukla yalnız kalmak istemiyorum”, aile içi şiddet, genetik hastalıklar – bu tür travmatik faktörler annelik korkularının nedenleridir. Kız reddedilmiş, sevilmemiş, çok değerli hissediyordu. İfadeler "Kürtaj olsaydı daha iyi olurdu!", "Beni içeri getirin – Ben dışarı çıkacağım!", "Bu türden kim aldın?", Anne tarafından telaffuz edildiğinde, ruhsallığa büyük zarar verebilir. Bir kadın bilinçsizce aile senaryosunun tekrarından Kendini gerçekleştirme arzusu, kariyerBir kadın, bir kariyer inşa edip, hamilelik, doğum ve kararnameyle ilgili bir çalışma yürütebildiğinde, hayatının en iyi dönemini değiştirmek istemez. Mesleğin üç yıldır "düşmesi" için, kişi sadece durmaz, geri dönmez. Kaybedilen zamanı telafi etmek çok ve mantıklı çocuk o sadece işini vazgeçmek zorunda kalacağını, zamanının neredeyse tüm sürebilir, ama aynı zamanda bir hobi üzerinde henüz bağımlısı değil nakış, bazı benzeri kaya tırmanışı olacağı korkmaktadır. Bir kişi ve bir profesyonel olarak gerçekleşmek yerine, tek bir hipotastaz olacak – bir Değerli bir ortak eksikliğiBu en sık görülen durumlardan biridir. ve gibi bir kadın bebek sahibi sakıncası yok, ama o aile babası seven, sorumluluk sahibi, sevecen olması gerektiğini, eksiksiz olmalıdır inanmaktadır. Ülkemizde boşanma istatistiklerinin yanı sıra nafaka borçları da sizi düşündürüyor. Kadın ortağına makul taleplerini yapar, ancak güvenilmez olacağından korkuyor. Ve tek başına kendi gücüne güvenmeye hazır Fiziksel değişikliklerden korkmakHamilelik ve doğum, her şey yolunda giderse bile – ciddi bir sorun gövdesine akla değil, aynı zamanda sadece. Hormonal aksamalar, deri izleri, yaşlılık lekeleri, düşen saç ve diş problemleri, varis, hemoroid, kilo alma ve diğer "hayat Sevinçleri" daha uzun bir kadının dokuz ay eşliğinde doğumundan sonra uyku yoksunluğu, depresyon, emzirme ile ilgili zorluklar bu listeye eklenebilir. Korkuların bir çocuğun sahip olma isteğinden ağır basabileceği İdeolojik düşüncelerGezegenimizde çok fazla insan olduğuna inanan kızlar var. Kaynaklar sonsuz değildir, neden doğurur? Çocuklar büyüyecekler, hiçbir yerde çalışmayacaklar, hiçbir şey yiyemeyecekler ve nefes alacak hiçbir şey kalmayacaklar. “Eğer aniden bir çocuk istesem, onu yetimhaneden alırım” – bu kızların aklı, ve bu yansımaların kendi sebepleri vardır. Buna ek olarak, çocukların doğumu için standart motiflerin değersiz olduğunu düşünürler bütün bu "su bardakları", "kendilerini soyundan süren", "çok döşeli". Kadınlar, devlete “yeni petrol” vermek için, askerler için bir kuluçka makinesi olarak bedenlerini sağlamayı reddeden, annelik kudretinin propagandasına karşı istemek normal ve doğaldır. Ama onları da istemiyorum. Bir kişi makul bir varlıktır ve prensipte çoğaltılması gerekip gerekmediğine kendi karar verebilir ve eğer öyleyse bunu şimdi ya da sonra yapabilir. Çocuksuz, kimseye zarar vermez, kimseden hiçbir şey alınmaz ve çocuklardan çocuk kafalarıyla karıştırılmamalıdır nefret yapmak istemeyen kadınları utandırma. Eğer birisinin seçtiği kişi seçerse, kendisine soruyu sormalı, başkalarının hayatı neden bu kadar endişeleniyor? Belki de, böyle bir kişi, bir zamanlar böyle bir seçimin varlığını düşünmediğini üzüler.

insan neden hiçbir şey yapmak istemez